Translate

Bu Blogda Ara

ankara katliamı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara katliamı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

432)‘Gar olayı’ davası bitti ‘Ankara Katliamı’ davası sürüyor!..evrensel-10 ağustos 2018-özcan yaman


‘Gar olayı’ davası bitti ‘Ankara Katliamı’ davası sürüyor!...10 Ağustos 2018 

Formun Altı
Bugün 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 34. ayı. Geçen hafta ‘Gar’, ‘Gar Olayı’, ‘Ankara Terör Olayı’ davasının bitimine tanık olduk. Yüksek güvenlikli Sincan Cezaevinin devasa mahkeme salonunda son duruşma yapıldı. Yani Ankara’nın ‘Gar Davası’ bitti.
Meğerse ülkeyi seri katliamlarla sarsanlar 30-40 kadar katil ve onları yöneten 1-2 kişi imiş. Onlar da zaten güvenlik güçleri tarafından ‘’etkisiz hale getirilmiş’’ geriye kalanlar da mahkemece en ağır cezalara çarptırılmış. Bu mu yani?
16’sı firari, 19’una müebbetle 3-5 yıl arası ceza. HDP binalarının bombalanması, HDP mitinginde, düğün, Ankara’da, İstanbul’daki katliamlarda 200’den fazla insan katledildi, yüzlercesi sakat ve travmalı kaldı.
Peki adalet sağlanabildi mi?                                        
Mahkemeye göre EVET. Mağdurlara göre HAYIR. Devleti yönetenler, siyasi iktidar katliamları bu olayı, “terör olayı” diye basitleştiriyor. Aslında katliamlar karşısında sorumluluğu, hizmet kusuru, görev kusuru vb gibi nedenlerle dahi olsa bir tek istifa edecek bakanı, bürokratı olmaz mı? Hepsi ak pak ve sorumsuz mu? Peki kim sorumlu? Ölenler mi? Bir tek kaymakam, vali,  emniyet amiri, polisi ya da askeri yetkili yok mu? Bu nasıl vicdan, nasıl adalet? Bir iş yerinde yaralanan biri olsa iş yeri bundan sorumlu oluyor da koskoca devlette devletin kademelerinde en azından vicdan azabı çeken adalet duygusu olan bir kişi dahi istifa etmez mi? Haydi geçtim yargılanmalarını. Bu nasıl vicdandır?..
Uzun uzun dört gün süren davayı anlatmayacağım. Süreci Fatih Polat ve Evrensel’den zaten takip ettiniz. Ekte gördüğünüz fotoğraflarla görselleştirerek özetlemenin uygun olacağını düşündüm.




419)Ankara Katliamının 29. ayı-Evrensel-Özcan Yaman-09 mart 2018


Ankara Katliamının 29. ayı



Yarın Ankara Katliamının üzerinden 29 ay geçmiş olacak. Daha önceki katliamlar da böyle böyle unutulmaya çalışılmıştı. Sivas, Maraş ve niceleri... İki yıl beş ay önce hayatta olanlar10 Ekim 2015 saat 10.04’te aramızdan ayırdılar. Hayalleri, umutları hepsi bitirildi. O gün söz verdik; nereye uzanırsa uzansın, sorumlular, katiller ve yardım yataklık yapanlar yakalanıp cezalandırılıncaya kadar davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Unutturmak istiyorlar, zaman denen çarka yenik düşelim istiyorlar. Derneği kapatabilirler, anmaları yasaklayabilirler ama bizlere yaşadıklarımızı unutturamayacaklar. 
Hapishane dışında olanlar katliamın duygularımıza açtığı yaraları dillendirdi, yazdı çizdi. Hâlâ  görüldüğü gibi yazıp çiziyoruz. Ya hapishanelerde katliamı duyup, yüreği yüreklerimizle atanlar? Redfotoğraf ve Görülmüştür ekibi olarak gerçekleştirilen ‘‘İçeriden-Dışarıya Fotoğraf Sergisi’’ projesinde Ankara Katliamı’na ilişkin yorum yapan Kasım Karataş’ın düşüncesini fotoğraf tekniği ile görselleştirdim. Aşağıda betimlemeyi ve kolaj fotoğrafı paylaşıyorum. 
Kasım KARATAŞ (2 No’lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu / URFA )
“Ankara Katliamıyla ilgili olarak; Devleti temsilen Leviathan* canavarının kalabalık insan
topluluklarını temsilen meleklere saldırması. Yerlerde parçalanmış yüzlerce insanın hali.
Bir anlamda Picasso’nun Guernica tablosunu andırıyor.’’
(*) ‘Leviathan, Thomas Hobbes tarafından yazılmış ve 1651’de yayımlanan bir kitaptır. Kitabın
adı İncil’de geçen Leviathan isimli bir yaratıktan esinlenerek konulmuş. Eser, toplumun
ve meşru hükümetin yapısıyla ilgilidir ve toplumsal sözleşme teorisinin en eski ve en etkili
örneklerinden biri olarak görülür. İngiliz iç savaşı sırasında yazılmış olan Leviathan, sosyal
bir sözleşme ve mutlak bir egemen tarafından yönetilmeyi tartışmaktadır.”



404) anKARA KATLİAMININ 2. YILI 06 Ekim 2017 - - Evrensel







Evrensel Gazetesi
KadraJ Köşesi
404) 06 Ekim 2017
Özcan Yaman


anKARA KATLİAMININ 2. YILI

Ankara Katliamı’nın üzerinden 2 yıl geçti. Son duruşma 25-26 Eylül tarihlerinde yapıldı. 
Bu gidişle duruşmalar daha çok sürecek, katliam kanıksattırılıp geçiştirilecek gibi. Son duruşma, yaygın medyada bir satır dahi geçmedi. Habere değer görülmedi...
Katliamın yaşandığı ilk gün ve sonrasında, katliamı “birlik ve beraberlik” ilanı eşliğinde haftalarca manşetlerden, canlı yayınlardan düşürmeyen medya nerede, diye sormayı da ihmal etmemeli. Penguen medyası dördüncü kuvvet olarak üstüne düşen görevleri bu katliam davasını 3. sayfa haberi olarak bile görmeye değer bulmamış. Bizleri yani ülkenin yaşadığı en büyük katliamı kanıksatma yarışına girmişler. 
Basın, yargı yürütme ve yasamadan sonra dördüncü kuvvet olarak bilinir. 15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek ilan edilen OHAL ve KHK’lerle iyice susturulmuş durumda. Hayatın Sesi televizyonu ve beraberinde muhalif ses çıkartan TV kanalları, gazete ve dergiler kapatıldı yüzlerce basın emekçisi işsiz bırakıldı. Yaklaşık 170 gazeteci hapiste. Başta Evrensel gazetesi olmak üzere BirGün ve Cumhuriyet ile bir kaç muhalif internet gazetesi sesimizi duyurmaya çalışıyor...
Medyayı kullanarak katliamları kanıksattıran, alıştırmaya çalışanlara karşı her şart altında ben ve benim gibi düşünenlerle birlikte nefes aldığımız sürece gerçekleri kaydedecek ve belgeleyeceğiz.
IŞİD ortaya çıktığı yıllarda iki insanın kafasını kesip katlettiler dendiğinde dünya ayaklanmıştı... Sonra 10-50  kişi işkenceyle öldürüldü dendiğinde kanımız donuyordu. Sonra akıl almaz yol ve yöntemlerle kafa kesme, kafeste yakma, kafesle suda boğma gibi yöntemlerini duyduğumuzda merak etmeyen bir toplum yaratıldı. Yarın IŞİD filanca yerde 500 kişiyi gazla boğarak öldürdü diye duyarsak “Ha IŞİD mi o yapar canım” diye kanıksamış bir toplum yaratılmaya çalışıldığını görüyorum. Ne yazık...
Devleti yönetenler, siyasi iktidar katliamları “olay/terör olayı” diye basitleştiriyor. Ülkenin başkentinde, güvenlik ve istihbarat açısından devletin en güçlü olması beklenen yerde, gerçekleşen bir katliama basit bir “olay” basit bir “terör olayı” denemez. Bu bir toplu kıyımdır ve uluslararası tanımı “KATLİAMDIR”. Ve devlet bu katilleri, emri verenleri, onları besleyen destekleyen palazlandıranları, nereye uzanırsa uzansın yakalamak ve bu davaları aydınlatmak zorundadır. Katliamlar karşısında sorumluluğu, hizmet kusuru, görev kusuru vb. nedenlerle dahi olsa bir tek yargılanacak yetkili yok(!) İstifa edecek bakanı, bürokratı olmaz mı? 
Hepsi ak pak ve sorumsuz mu? Peki kim sorumlu? Ölenler mi? Bir tek kaymakam, vali, emniyet amiri, polisi ya da askeri yetkili yok mu? Bu nasıl vicdan, nasıl adalet? Bir iş yerinde yaralanan biri olsa iş yeri bundan sorumlu oluyor da koskoca devlette, devletin kademelerinde en azından vicdan azabı çeken adalet duygusu olan bir kişi dahi istifa etmez mi? Haydi geçtim yargılanmalarını. Bu nasıl vicdandır?
Bir devlet adamı “FIRAT’IN BU YAKASINDA BİR KOYUN KAYBOLSA DEVLET SORUMLUDUR” demişti. Bırakın koyunları insanlar katlediliyor. Devlet ‘sorumluluğum yok’ diyor.  İşte bunadır isyanım. 

https://www.evrensel.net/yazi/80013/ankara-katliaminin-2-yili